[Gün 21] Çeşme – Ankara

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Tuhaf bir duygu. Bir süredir Çeşme ve İzmir’in ışıkları görünüyor. Dışarıda kuvvetli bir rüzgâr var ama artık sıkıldığımız için Derin’le birlikte sık sık güverteye çıkıp ne kadar kaldı diye bakıyoruz. Işıklar iyice yaklaştığında gemide bir hareketlenme başlıyor. İnsanlar hazırladıkları eşyalarını koridorlara, yemek salonunun önüne, kısacası bulabildikleri uygun yerlere çıkartıp, limana yanaşacağımız anı beklerken ortalıklarda gezinmeye başlıyorlar.

[Gün 18-19-20] Brindisi – Çeşme

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Artık bir tür âdet oldu, anlaşılan o ki Ankara’ya döneceğimiz güne kadar şöyle kana kana uyumak mümkün olmayacak. Vapuru kaçırır mıyız endişesi içinde, kargaların kahvaltı saatinden hemen önce, altı buçuk gibi uyanıyor ve gündüz gözü ile uyanıp nasıl bir yerde olduğumuza bakıyoruz.

[Gün 17] Roma – Napoli – Brindisi

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Bugün 12 Ağustos 2008. Artık İtalya’da tek bir günümüz kaldı. Ayın 13’ünde, sabahın körü bir saatte feribotumuza binmiş olacağız ve 14’ü akşamı 23:30 gibi de Çeşme’de olacağımızı farz ediyoruz.

Sabah 9 gibi bir saatte uyandık ve eşyalarımızı toplamaya koyulduk. CR’dan gerçekten de memnun kaldık ve bir yandan Roma’yı gezerken, bir yandan da önümüzdeki 600 kilometrelik yol için enerjimizi toparlamış olduk.

[Gün 16] Roma III

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Çok yorulduk. Çok yorulduk ama keyfimiz daha yerinde olamaz. Camping Roma’daki karavanımızda son derece mutlu bir şekilde, arabanın içindeki yatağa tıkışmadan kalabiliyoruz, klimamız çalışıyor, buzdolabına bir şeyler koyabiliyor ve bu arada da kızımın aküsünü bitirmiyoruz. Kampingin hemen karşısındaki marketten aldığımız bir sürü kahvaltılığımız var ve bugün hiçbir şey yapmadan dinlenmeye karar verdik.

Karavanda kalıyor olsak da kamping hayatı başka şeye benzemiyor ve bu yüzden de, sanki mecburmuşuz gibi sabahın erken denebilecek bir saatinde uyanıyor ve kahvaltı hazırlıklarına girişiyoruz. Ben Türküm ya, ilk iş olarak çay suyu koyuyorum. Minik minik, plastik bardaklarda pek keyfi çıkmıyor ama cam bardağım yok, belim de kalın epeyce diyerek keyfimi hiç kaçıramam doğrusu.

[Gün 15] Roma II

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Sabah kalkıyor ve hızlı bir kahvaltı yapıyoruz. Bugünkü rotamızda kolezyum var. Konuştuğumuz çeşitli insanlar çok kalabalık olduğunu ve geç kalacak olursak epey bir kuyruk beklememiz gerekeceğini söylediler ama bizim CR’dan ayrılmamız yine de on biri buluyor.

Otopark parasına düşman olanların can dostu metroya atıyoruz kendimizi. Tuhaftır ki şimdi düşündüğümde (blogu neredeyse iki yıl sonra yazınca böyle oluyor işte) metroya nasıl gittiğimiz anımsayamıyorum. Sanırım yürüdük. Hava henüz çok sıcak değildi ve o yolu yürümek büyük bir işkence olmadı bizim için, ancak CR’dan ayrılırken bakmıştık ve dönüşte, metro CR arasını belediye otobüsü ile geçmeyi planlıyoruz.

[Gün 14] Roma I

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Siena – Perugia – Assisi – Roma yolculuğu bizi yormuş olmalı ki sabah erken kalkamıyoruz bu sefer. Bir önceki yazıda bungalow diye bahsettiğim odamızın aslında tekerlekleri var, dolayısı ile karavan demek de çok yanlış olmaz sanırım. Yola çıktığımız ilk günden bu yana ilk kez klima konforuna sahiptik dün gece. Yatmadan önce klimamızı çalıştırdık ve öylesine rahat, öylesine keyifli bir uyku çektik ki sabah kalkmak mümkün olmadı.

[Gün 13] Siena – Perugia – Assisi – Roma

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Derin beyin yataktan düşmesi haricinde vukuatsız ve huzur içerisinde geçen bir gecenin ardından saat dokuz gibi uyanıyor ve romantik pansiyon odamızı boşaltıyoruz. Bugün ne yapacağımıza tam anlamıyla karar vermiş değiliz henüz, ancak akşamı Roma’da geçirmek gibi bir planımız var.

Sokağa çıktığımızda Siena’lı gençlerin sabahın erken bir saati olmasına rağmen yaklaşan festival hazırlıklarına devam ettiklerini ve bayraklar asarak sokakları süslemekle meşgul olduklarını görüyoruz. Biraz yürüyünce köşe başında küçücük bir kafe görüyor ve kahvaltımızı yapma planlarıyla içeri giriyoruz.

[Gün 12] Floransa – San Gimignano – Siena

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Artık kesin bir şekilde ortaya çıktı, şöyle doya doya, şöyle kana kana uyumak nasip olmayacak dönene kadar. Yine henüz kargalar birbirlerine sabah-ı şerifleriniz hayrolsun demeden, kampingin güzelim kafesine gidip kendimizi kahvaltının kollarına bırakıyoruz. Daha önce de söylediğim gibi buradan enfes bir Floransa manzarası var ve bugün yeniden yola düşeceğimiz için son bir kez, doya doya izlemeliyiz.

[Gün 11] Floransa

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Ah bu kamp hayatı! “Kardeşim saat yedi buçuk daha!” diye bağıracağım çıkıp çadırdan ama anlamayacak ki bunlar. Ben gençken sabahları uyurdum. Sabahın yedi buçuğunda derse gitmek için bile ancak bir iki kez uyanmışımdır. O halde, neden, neden bu zıpırlar sabahın yedi buçuğunda bağıra bağıra konuşuyorlar?

[Gün 10] Chiavari – Pisa – Floransa

Written by Boğaç Erkan. Posted in BAM

Tatilimizin en kötü geçen gününün ve 100 € ödeyerek konfor içinde geçen bir gecenin ardından, sabah saat dokuz gibi uyandık ve otelin restoranında kahvaltımızı yaptık. Otelin hemen yanında sağlam bir park yeri bulmuş ve kızımı dinlenmesi için orada bırakmıştık. Gündüz saatlerinde yeni bir resepsiyon görevlisi gelmiş ve son derece güler yüzlü ve yardımsever bir adam.

Sorduğumuz her şeyi sabırla yanıtlıyor ve kızımın bir süre daha kalıp kalamayacağını sorduğumuzda, istediğimiz kadar kalabileceğini söylüyor. Bunun üzerine, planlarımızda olmamasına rağmen kendimizi bir anda buluverdiğimiz Chiavari’yi gezmeye ve buranın Gelato kalitesini test etmeye karar veriyoruz.